Gecekondudan kentsel dönüşüme: Ankara örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERKAM BURAK TİRYAKİOĞLU

Danışman: Ayşegül Mengi

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Başkent olmasıyla birlikte üstyapı ve altyapı ihtiyaçları artan Ankara ciddi bir iç göç almaya başlamıştır. Başlangıçta büyük bir savaştan harap olarak çıkmış genç Cumhuriyet, konut ihtiyacını planlı bir biçimde çözmek istemiştir. Yeni başkentin hızlı bir biçimde büyümesi ile planlar kısa sürede işlevsiz kalmıştır. Sonrasında II.Dünya Savaşı ve yokluk yılları yeni başkentin büyümesini de etkilemiş ve savaş sonrası tüm Avrupa'da başlayan ve savaşın ortaya çıkardığı yıkımı silmeyi hedefleyen inşa rüzgarı Ankara'da da yeni bir hareketlenmeye yol açmıştır. Kırdan kente göçün kontrolsüz bir biçimde hızlanması ile planlı büyüme fırsatı da kaçırılmış ve yurttaşlar barınma ihtiyaçlarını kendi başlarına çözmek zorunda kalmışlardır. Bu gelişmeler sonrasında Ankara gecekondu ile tanışmıştır. Gecekondu olgusu, temelde Türkiye'nin yaşadığı plansız, hızlı ve de sancılı modernleşme ve kentleşme sürecinin bir sonucudur. Kırsal alandaki çözülme, bu alanda yaşayan insanları başkent oluşu dolayısıyla başta Ankara olmak üzere büyükşehirlere itmiş ancak bu şehirler plansız bir biçimde gelen bu nüfusa yeterli ve karşılanabilir konut imkanı sunamamıştır. Devletin gecekonduya yönelik yaklaşımı, başlangıçta "reddetme" ve "yıkım" sonrasında ise "hoşgörü/af" ve "ıslah/iyileştirme" ikilemi ile süreç içerisindeki hızlı çözüm arayışları ile şekillenmiştir. Başlangıçta kaçak ve yasadışı yapılar olarak görülen gecekondular, zamanla kitlesel bir olgu haline gelince, devletin müdahale biçimi de değişmiştir. Türkiye'de, özellikle Ankara başta olmak üzere büyükşehirlerde yaşanan konut sorunu ve gecekondu olgusu karşısında kamu yönetimlerinin (merkezi yönetim ve yerel yönetimler) müdahale biçimleri, tarihsel süreç içinde önemli farklılıklar ve dönüşümler göstermiştir. Bu müdahaleler, "politikasızlık" olarak nitelendirilebilecek ilk dönemlerden, imar afları ve ıslah planları gibi düzenleyici araçlara, 1980 sonrası neoliberal dönemde ise doğrudan piyasaya müdahale eden ve kentsel dönüşümü bir rant aracı olarak kullanan politikalara dönüşmüştür. Kamu yönetimlerinin konut sorununa ve gecekondu olgusuna yönelik müdahaleleri, 1980'lerden itibaren "kentsel dönüşüm" kavramı altında yeni bir boyut kazanmıştır. Ankara'da gecekondu alanlarında gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmaları fiziki anlamda büyük oranda başarılı olmuştur ancak dönüşümün sosyal sonuçları ise tam aksine istenen neticeyi verememiştir. Ankara'daki büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleri incelendiğinde, başlangıçta hedef bu olmasa da süreç içerisinde dönüşüm soylulaştırma ile sonuçlanmıştır. Ankara'da uygulanan kentsel dönüşüm projeleri, belirli bir kesim için yeni ve modern konutlar üretmiş olsa da, kentin genel konut sorununa, özellikle de dar gelirlilerin barınma sorununa kalıcı ve adil bir çözüm getirememiştir. Tez kapsamında incelenen kentsel dönüşüm projelerinden, Dikmen Vadisi Projesi, 229 hektarlık alanda 2285 gecekonduyu hedefleyen bir yeniden geliştirme (redevelopment) modelidir. Proje, vadi tabanını temizleyerek modern konut ve iş merkezleri inşa etmeyi amaçlamıştır. Projenin yönetim modelinde belediye, kooperatif ve özel sektör temsilcileri bir araya gelmiştir. Süreç içerisinde, gecekondu sakinlerinin kurduğu "Barınma Hakkı Bürosu" ile politik bir direniş ve örgütlenme de ortaya çıkmış ancak tüm muhalefete rağmen proje, eski sakinlerinin büyük bir kısmının ekonomik yük ve değişen sosyal kimlik nedeniyle konutlarını satarak bölgeden ayrılmasıyla sonuçlanmıştır. Portakal Çiçeği Vadisi Projesi'nde ise yerinde iyileştirme ilkesi benimsenmiştir. Bu modelde, mevcut gecekondu dokusunu ve sosyal yapıyı koruyarak altyapıyı iyileştirmek ve sakinlerin kendi yaşam alanlarını dönüştürmek hedeflenmiştir. Finansmanda, yüksek maliyetli kamulaştırma yerine yaratılan değerin arsa sahipleriyle uzlaşılarak paylaşılmasına dayanan ve bu sayede soylulaştırma ve zorunlu yerinden edilme gibi sosyal maliyetleri minimize etmeyi hedefleyen, bir model benimsenmiştir. Ancak fiziksel dönüşüm yavaş ve sınırlı kalmıştır. Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi, Gültepe (Çinçin), Konya Yolu, Yeni Mamak ve Hıdırlıktepe-Atıfbey-İsmetpaşa projeleri ise yeniden geliştirme ve vitrin iyileştirmenin öne çıktığı kentsel dönüşüm projeleridir. Kuzey Ankara Girişi Projesi, çıkarılan özel kanun ile Ankara'nın protokol yolu üzerindeki gecekondu dokusunu ortadan kaldırmayı ve kentin vitrinini iyileştirmeyi amaçlamıştır. Gültepe (Çinçin) projesi ise yoksulluk sorununu karma gelirli konut stratejisiyle çözmeyi hedeflemiştir. Ancak, projeler büyük oranda soylulaştırma ile sonuçlanmış ve eski sakinler dönüşüm sonrası ortaya çıkan yeni ekonomik yükler nedeniyle yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalmışlardır. Merkezi konuma sahip Hıdırlıktepe-Atıfbey-İsmetpaşa projesi de benzer şekilde, yerinden edilme ile sonuçlanmış ve yoksulluğu gidermek yerine kentin başka bölgelerine taşımıştır.