Türk Tabipleri Birliği yüksek onur kurulu bağlamında Türkiye'de geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının etik ve hukuk boyutları
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, TIP TARİHİ VE ETİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RASİM LEVENT KILIÇASLAN
Danışman: Berna Arda
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Bağlamında Türkiye'de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının Etik ve Hukuki Boyutları Geleneksel Tıp eski dönemlerdeki hekimlerin zamanlarındaki anlayış ve bilgi birikimleriyle hazırlayıp hastalara yararlı olacaklarını umdukları uygulamalar olarak kavramsallaştırılırken kanıta dayalı bilimsel tıp yöntemlerine alternatif olduğu ve tedavi sağladığı öne sürülen, ancak etkileri bilimsel yöntemlerle kanıtlamayan sağlık uygulamaları Alternatif Tıp olarak tanımlanmıştır. Hastalık nedenlerini önleme veya tedavi sağlamada somut dayanakları olmadığı ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olarak da kabul edilmedikleri halde hastanın isteğiyle, çağdaş geçerli tıp uygulamaları terk edilmeden destekleyici amaçla hastanın rahatlaması, bağışıklığının güçlendirilmesi, psikolojisinin düzeltilmesi iddialarıyla yapılan uygulamalar ise Tamamlayıcı Tıp olarak nitelendirilmiştir. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları konusundaki TTB eleştirilerinin temel unsurları hukuki ve Etik yönünden hastaya tıbbi müdahale yapma yetkisi olup olmadığı, hasta hakları açısından ise hastayı bilgilendirme suretiyle rızasının alınması yani Aydınlatılmış Onam ve uygulama için geçerli bir tıbbi endikasyon Zarar vermeme ilkesi açısından yetkili olmayanların tıbbi müdahalede bulunmasının önlenmesi gereği ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ülkemizde de halen fiilen mevcut olduğu gerçeğinin de ışığında; bu uygulamaları hukuksal bir dayanağa kavuşturup, bunların icra koşullarının saptanıp, hasta rızası ile tıbbi endikasyon konularının da netleştirilmesi zorunluluğu ve düzenlemenin suistimali önleyeceği gerekçesiyle bu hususda bir yönetmelik yayımlanmıştır. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları'nda hastaların uygulayıcılara ulaşmasının kolaylığı yanında modern tıp yöntemlerine göre daha ucuz olması, uygulayıcı ve hastaların nispeten eşdeğer eğitim düzeyinin iletişim kolaylığı bu yöntemlerin yaygınlığını sağlamaktadır. Çağdaş tıbbın kanser gibi sağlık sorununa çözüm bulamamasının yarattığı güvensizlik de bir diğer etkendir. Bilimsel verilere dayanmayan, araştırma ve geliştirme süreçlerinden geçmemiş, sabit dozlaması yapılamayan, standardize edilmemiş molekül karışımları ve uygulamaların etkinlik ve yararlılıklarının kanıta dayalı olmadığından uygulanması Tıbbi Etik Zarar Vermeme İlkesi'nin çiğnenmesine neden olabilecektir. Hekimlerin meslek örgütü olan 6023 sayılı kanun ile kurulan kamu kuruluşu niteliğindeki TTB Etik Bildirgelerinden Geleneksel ve Sağlık Uygulamaları Bildirgesi ile bu tip uygulamalara karşı olduğunu açıklamıştır. Tıp Mesleği Etik İlkeleri, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve Biyotıp Oviedo Sözleşmesi gibi metinler de hekimlere yine hastalara bilimsel tıbbi uygulamalar yapma zorunluluğu getirmektedir. Anayasamız da tıbbi zorunluluk yani tıbbi endikasyon dışında vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilir. Tıbbi müdahalenin gerektirdiği şekilde özenle gerçekleştirilip bilimsel bilgiye dayanması zorunlu olup bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalarda hekim kimliğinin kullanılması Tıbbi Etik uyarınca uygun olmadığı gibi şikayete tabi olarak TTB tarafından ilkin il tabip odaları ardından TTB Yüksek Onur Kurulu aracılığı ile yürütülen disiplin işlemlerinin konusudur. Tez çalışmamızda TTB Yüksek Onur Kurulu'na 2010-2020 yılları arasında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp konusunda yansıyan disiplin soruşturmaları incelenerek, TTB'nin Etik Bildirgeleri ışığında son 20 yılda toplumsal tutuculuğun artışı ile sağlık alanında da tutuculuğun arttığı iddiası temelinde; Sağlık Bakanlığı'nca yasallaştırılan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları'nın kullanımının arttığı ve neticesinde bu konudaki uygulama şikayetlerinin de artmış olabileceği ve bunun ise sağlık alanındaki tutuculuk artışını gösteren bir ölçüt olabileceği hipotezinden yola çıkılarak kısıtlılık nedeniyle sınırlı sayıda dosya üzerinde retrospektif kesitsel tip veri analizi gerçekleştirilmiştir Sonuç olarak, hekimlerin bu konulara yöneliminin temel gerekçesinin toplumsal tutuculukta artış ile sağlık alanında da tutuculuğun arttığı yönünde doğrulayan verilere ulaşılamamış buna karşın bu tür yöntemlerin tıbbın ticarileşmesi sonucu uygulanmasının yaygınlaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etik, Geleneksel Tıp, Tamamlayıcı Tıp, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu