DÜŞÜNCE VE MEKÂN İLİŞKİSİNİN DÖNEMSELLEŞTİRİLMESİNDE ANTİK KENT: ROMA VE ÇİN ÖRNEĞİ
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TURGAY OVALI
Danışman: Tayfun Çınar
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Antik kent tanımlamalarında gözden kaçırılan bir husus, antik kenti kuruluşlarından itibaren Roma'nın yıkılıp Orta Çağ'ın başlamasına kadar geçirdiği düşünsel dönüşümlerin göz ardı edilerek tekdüze bir formda ele alınmasıdır. Oysaki antik kentler toplumsal, ekonomik, siyasi, dini ve düşünsel birçok aşamadan geçerek var olmuşlardır. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kimi antik medeniyetler geçirdiği aşamalar göz önüne alındığında düşünsel anlamda hem bir süreklilik hem de bir kopuşu sergilemektedirler. Antik Roma ve Çin de üç dönemi barındırmakla bu izleğin takip edilebileceği bir şablon sunmaktadır. Her ikisinde de antik kentin dini düşünceye dayalı kuruluşunu ifade eden birincil dönemleri, toplumsal ve siyasi gelişmelerle anlam kazanan ve onlara yön veren düşünce ve yaşam biçimlerine dayalı ikincil dönemleri ve nihayet bütünleşmeci ideallerle emperyal bir güce dönüştükleri üçüncül dönemleri bulunmaktadır. Birincil dönem Antik Roma kentleri için İ.Ö. 753-509 yılları arasındaki krallık dönemi, Çin için ise Hsia, Shang ve Chou Hanedanlıkları'nı kapsayan ve İ. Ö. 722'ye kadar süren hanedanlıklar dönemidir. İkincil dönem Roma'da "cumhuriyet" olarak kendini gösterirken, Çin'de parçalanmış kent devletlerinden oluşan ve düşünür devlet adamlarının her bir kente yön verdiği bir ara dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Sonunda her iki uygarlığın geliştirdiği kentlerin yönetimsel bir araç haline geldiği üçüncül dönem imparatorluklar dönemidir. Her iki uygarlıkta gelişen düşünce antik Roma ve Çin kentlerinin genişleme süreçlerine, kent anlayışının gelişimine, kentin siyasal ve toplumsal örgütlenmesine, kentsel yaşam ve toplum yapısının oluşumuna, kentlerin ve yerel yönetim birimlerinin yönetimine, kentleşme dinamiklerine ve kentsel hiyerarşinin oluşumuna, kent planlama geleneklerine ve anıtsal mimarinin oluşumuna etkide bulunmuştur. Antik kentler söz konusu olduğunda, düşünce kimi zaman toplumsal ve siyasi gelişmelere meşruiyet kazandırmış, kimi zaman da yön vermiştir. Antik Çin ve Roma kentleri hem düşüncenin kendisinden etkilenerek doğup gelişmiş, hem de kentlerin kendisi düşünceye yön vermiştir.