Memeli atriyal hücrelerinde ATP-duyarlı katyon kanallarının yaşlanmaya bağlı kalp fonksiyon değişikliklerindeki rolünün incelenmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, BİYOFİZİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİNAN DEĞİRMENCİ
Danışman: MEHMET UĞUR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ATP'nin kalp üzerindeki etkileri uzun zamandır bilinmektedir. Bu etkilere birçok farklı P2 reseptörünün aracılık ettiği düşünülmektedir. Ancak P2X7 reseptörlerinin memeli kardiyak hücrelerinde fonksiyonel olarak var olup olmadığı netleşmemiş bir konudur. Bu nedenle biz çalışmamızda western blot ve immünohistokimya yöntemleri ile kardiyak hücrelerde gösterilen proteinin fonksiyonel bir P2X7 reseptörüne işaret edip etmediğini araştırdık. Fare atriyum kökenli ve pek çok açıdan kardiyak hücre özelliklerini iyi korumuş bir hücre serisi olan HL-1 hücrelerinde ve daha sonra sıçan ve fare ventrikül ve atriyumlarından enzimatik olarak izole edilen kardiyak hücrelerde daha önceden antikor temelli yöntemlerle tespit edilen proteinin fonksiyonel bir P2X7 reseptörü olup olmadığını inceledik. Bu çalışmada sıçan ventrikül hücrelerinde divalan katyon konsantrasyonundan etkilenen ve ATP uygulamasıyla deaktivasyon özelliği yavaşlayan bir akım ölçülmüştür. Bu akımın literatürde belirtilen düşük divalan konsantrasyonunda L-tipi Ca2+ kanallarından geçen ve büyük oranda sodyum iyonlarından oluşan ve P2Y reseptörü aracılığıyla modüle olabilen bir akım olabileceğini düşünüyoruz. Fare atriyal hücre hattı olan HL-1 hücrelerinde ATP uygulamasıyla P2X7 reseptörünü işaret eden; büyük bir molekül olan YO-PRO-1 boya girişi, bleblenme, 40-50 saniyelik uygulamalarda neredeyse hiç desensitize olmayan katyon akımı ve tekrarlanan 400 μM ATP uygulamasıyla maximize edilmiş akım yanıtlarının spesifik P2X7 antagonistleri olan A-740003 ve A-804598 ile yaklaşık %90 oranında inhibe edildiği bulunmuştur. Bu çalışmada genç ve yaşlı fare kalplerinden izole edilmiş atriyum hücrelerinde HL-1 hücrelerinde yanıt alınan koşullarda yapılan deneylerde ATP uygulaması ile oluşan her hangi bir akım yanıtı gözleyemedik. Benzer şekilde farklı günlerde ve hayvanlardan izole edilmiş 10'u genç 7'si yaşlı olmak üzere 17 hücreden alınmış kayıtlar vardır. Fare kalbinden atriyal miyositleri izole ederken, dokunun küçük olması ve canlı hücre sayısındaki azlık nedeniyle bölge ayrımı yapılmadan tüm atriyum dokusu kullanılmıştır. Literatürde görüldüğü üzere P2X7 reseptörünün miktarı bölgelere göre değişkenlik göstermektedir ve daha çok sinoatriyal düğüm gibi çok özel bir bölgede bulunduğu iddia edilmektedir. Yapılan denemelerde bu özel bölgeden hücre elde edilememiş olabilir ve bu nedenle de yanıt alınamamış olabilir. Daha lokalize bir izolasyon yöntemiyle elde edilecek hücrelerde deneyler tekrarlanabilir. Bu çalışma ile memeli atriyal hücrelerinde fonksiyonel P2X7 reseptörlerinin varlığının gösterilmesi, bu reseptörün insan kardiyomiyositlerinde de var olduğu iddialari da göz önüne alındığında, hem kardiyak fizyolojide rol alan yeni bir tip reseptörün, hem de potansiyel bir ilaç hedefinin tanımlanmasında rol oynayabilecektir.