The human position in contemporary British and American science fiction novels
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: SUHAİB MAJEED KADHEM
Danışman: Nisa Harika Güzel Köşker
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, Ken MacLeod'un Newton's Wake (2004), Charles Stross'un Accelerando (2005) ve Daniel H. Wilson'ın Robopocalypse (2011) adlı üç katı bilimkurgu romanında posthümanizm ve transhümanizmin temsilini, gelecekteki dünyamızda bilim ve teknolojinin ilerleyişi ve insanların bu ilerleyişteki rolüne ilişkin tekno-ütopya/tekno-distopya, tekillik öncesi/sonrası, siborg ve insanlıktan çıkma kavramları ışığında incelemektedir. Romanlar, teknolojik gelişim bağlamında posthümanizm ve transhümanizm perspektiflerinden incelenmekte ve teknolojinin gündelik hayat üzerindeki etkisi tez bölümlerinde tartışılmaktadır. Tez, yukarıdaki kavramları incelemek için seçilen üç çağdaş sert bilim kurgu romanını yakın okuma süreciyle yakından analiz etmektedir. İlk bölümde, teknolojik gelişmeler ışığında "Ütopya" ve "Distopya" kavramları incelenmektedir. Ardından, bu bakış açısıyla bilim kurgu romanı Newton's Wake ele alınmaktadır. İkinci bölümde, "Tekillik" ve "Tekillik Sonrası" kavramları ışığında Accelerando romanı ve insanların teknolojik tekilliğe ne kadar hızlı ilerledikleri analiz edilmektedir. Üçüncü bölümde, Robopocalypse romanındaki insanlıktan uzaklaşma ve cyborg unsurları kavramları incelenmektedir. Bu kavramlar ve insanların gelecekteki yeri ışığında aşağıdaki alt bölümlerde okunmaktadır. Bu çalışma, modern İngiliz ve Amerikan bilim kurgu türünün yalnızca gelecekteki bilimsel gerçekleri önceden haber vermekle kalmayıp, aynı zamanda şu anda insanlığın üzerinde bulunduğu yola yönelik bir tür kültürel eleştiri işlevi gördüğü sonucuna varmaktadır. Bu romanlar, okuyucuları sınırsız teknolojik ilerlemenin yansımalarını düşünmeye ve insan sonrası olasılıklardan ve yapay zekadan (AI) giderek daha fazla etkilenen bir toplumda korumak istediğimiz ilkeler üzerinde düşünmeye teşvik etmektedir. Sonuç bu doktora olarak tezi, bilimkurgunun hem spekülatif hem de felsefi bir araç olarak önemini yeniden teyit ederek, insanlığın dönüşümüyle yüzleşmesini ve teknolojiye doymuş bir gelecekte yeni varoluş biçimlerinin öngörülerini irdelemektedir.