Tiroid kanserinin obezite ile ilişkisi ve GLP-1, IGF-1 ve leptin'in rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA BAŞIBÜYÜK ŞAHİN

Danışman: MUSTAFA ŞAHİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Amacımız opere olmuş tiroid kanserli ve tirod kanseri olmayan hastaların parafin kesitlerinde immunohistokimyasal boyama yöntemiyle GLP-1, IGF-1 ve leptin reseptör ekspresyonu bakarak tiroid kanserinin GLP-1, IGF-1 ve leptin ile ilişkisini karşılaştırmalı olarak göstermektir. Ayrıca tiroid kanserinin obezite ve diyabet ile ilişkisini değerlendirmektir. Materyal Metod: Bu çalışma 01/04/2016- 01/04/2017 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ile Patoloji Ana Bilim Dalı'nda retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 120 hasta dahil edilmiştir. Vaka grupları 20 medüller tiroid kanseri (MTK) , 20 folliküler tiroid kanseri (FTK) , 20 klasik papiller tiroid kanseri (PTK-kl) ve 20 foliküler varyant papiller tiroid kanseri (PTK-fv) nden oluşmaktadır. Kontrol grubu ise hashimato tiroiditi (HT) ya da nodüler guatr (NG) olan 40 hastadan oluşturulmuştur.Hastaların dosya bilgilerinden sosyodemografik özellikleri , hastalık ve ilaç kullanım durumları, özgeçmiş ve soygeçmiş özellikleri ve laboratuvar değerlerine ulaşılmıştır.Patoloji anabilim dalında bulunan tiroid bezi parafin blokları kullanılarak immunohistokimyasal boyama yöntemi ile IGF-1 reseptör (IGF-1R), GLP-1 reseptör (GLP-1R) ve leptin reseptör (leptin-R) ekspresyonuna bakılmıştır. IGF-1R ve GLP-1R ekspresyonu için değerlendirme sadece boyanma var ya da yok olarak yapılmıştır. Leptin-Rekspresyonu için ise skorlama sistemi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcı grupları arasında cinsiyet ve yaş ortalamalarıbenzerdir (p=0,069, p:0,412).Vüvut kitle indeksi (VKİ) açısından kontrol grubu ile kanser grupları arasında ikili karşılaştırmalarda herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Kontrollerin %17,5'inde (7), FTK'lerin %15,0'inde (3), MTK'lerin ise %5,0'inde (1) GLP-1R ekspresyonu pozitif olarak bulunmuşken, PTK-kl ve PTK-fv ların hiçbirinde GLP-1R ekspresyonu saptanmamıştır. Gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. (p=0.064) Ayrıca 9 kanserli vakada (5 MTK, 4 PTK-kl) çevre normal dokuda %5 GLP-1R ekspresyonu saptanmıştır. Kontrollerin %7,5'inde (3), FTK'lerin%5,0'inde (1), MTK ların ise %10,0'unda (2) IGF-1R ekspresyonu pozitif olarak bulunmuşken, , PTK-kl ve PTK-fv ların hiçbirinde IGF-1R ekspresyonu saptanmıştır. Gruplar arası bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,618). Leptin skorlaması ortalaması kontrol grubunda 1,75±1,81 (ortanca:2), FTK'lerde 3,0±2,62 (ortanca 4), MTK'lerde 1,15±1,87 (ortanca 0), PTK-kl'larda 1,80±2,12 (ortanca 0), PTK-fv'larda ise 1,05±1,79 (ortanca 0) olarak bulunmuştur. Leptin skorlaması açısından grupların ikili karşılaştırmalarında; FTK'lerde; kontrol grubu, MTK ve PTK-fv'lara göre Leptin skorları istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (sırasıyla, p=0,037; p=0,014; p=0,014).Vasküler invazyon varlığında leptin skoru istatistiksel anlamlı yüksek bulunmuştur. (p=0.002) Sonuç: Daha önce yapılan çalışmaların aksine bizim çalışmamızda tiroid kanseri ile obezite arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. GLP-1R boyanması FTK, MTK ve PTK'de kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ancak kontrol grubunda GLP-1R pozitifliği olması ve kanserli vakalarda çevre normal dokuda GLP1-R ekspresyon pozitifliği olması GLP1'in tümör oluşumunda rol oynayıp tümör gelişiminden sonra reseptör ekspreyon kaybının olabileceğini akıla getirmektedir. Daha önce yapılan çalışmaların aksine bizim çalışmamız IGF-1R ekspreyonu negatif saptanan ilk çalışmadır. Ayrıca yapılan birçok çalışmada IGF-1 ile tiroid kanseri arasında ilişki net değildir. Çalışmamızda Leptin-R ekspresyonu FTK'de kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulunmuştur. Ayrıca leptin ekspresyon yüksekliğinin vasküler invazyonla ilişkili olduğu görülmüştür. Leptin özellikle FTK oluşumu ve kötü prognozuyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızın retrospektif olması, vakaların bazı dosya bilgilerine ulaşılamamsı ve kontrol grubunun tiroid hastalarından oluşması kısıtlayıcı faktörlerdir. Prospektif yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.