Konversiyon bozukluğunda beyin fonksiyonlarının PET/MR görüntüleme yöntemi ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAFİYE ZEYNEP TATLI

Danışman: VESİLE ŞENTÜRK CANKORUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Konversiyon bozukluğu istemli motor ve duyu işlevlerini etkileyen, nörolojik bozuklukları ya da tıbbi bir durumu taklit eden, organik temele dayandırılamayan, işlev kaybı, işlev azalması ya da çoğalmasına neden olan ruhsal stresörlerle ilişkili bir bozukluktur. Tanı koyduracak objektif bir ölçüt, özgül bir belirti, bulgu ya da laboratuvar testinin olmaması, tanı ve tedavi ile ilişkili güçlüklere yol açmakta ve hastalığın gidişini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, konversiyon bozukluğu etiyolojisine ışık tutabilmek amacıyla konversiyon bozukluğu hastalarında beyin metabolik aktivitesinin PET/MR görüntüleme yöntemi ile araştırmak ve ilişkili olabilecek faktörleri belirlemektir. Yöntem: Çalışmaya 12 konversiyon bozukluğu hastası dahil edilmiştir. Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Formu, Edinburgh El Tercihi Envanteri, Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ), Somatoform Dissosiasyon Ölçeği (SDÖ), Hasta Sağlık Anketi-15 (PHQ-15), Genel Sağlık Anketi (GSA), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Wender Utah Derecelendirme Ölçeği (WUDÖ) katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Tez araştırmacısı tarafından hastaların nörolojik ve ruhsal durum muayeneleri yapılmış, DSM-5 İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-5-CV), Hamilton Depresyon Ölçeği (HAM-D), Hamilton Anksiyete Ölçeği (HAM-A) uygulanmış ve bir klinik psikolog tarafından Wechsler Yetişkinler İçin Zeka Ölçeği-Revize Form (WAIS-R) uygulanmıştır. Ardından Nükleer Tıp Anabilim Dalı'nda hastaların beyin PET/MR çekimleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Örneklemimizdeki hastaların %83,33'ü kadın; ortanca hastalık başlangıç yaşı 23; ortalama eğitim süresi 10,25 yıl ve ortanca aylık ailevi gelir düzeyi asgari ücrete yakın bulunmuş olup, bu veriler alanyazındaki bilgilerle uyumludur. Bilişsel değerlendirme amacıyla uygulanan WAIS-R sözel, performans ve toplam skorlarının ortalama değerleri donuk normal zeka düzeyi ile uyumlu olup, düşük zeka düzeyinin konversiyon bozukluğu sıklığını arttıran bir risk faktörü olduğu bilgisi ile uyumludur. Hastaların bölgesel beyin metabolik aktivitelerinin ortalaması, toplum ortalaması ile kıyaslandığında; primer vizüel kortekste hipermetabolizma; sağ ve sol PFK, sağ SM korteks, singulat korteks, sağ inferior parietal korteks, oksipital lateral korteks, sağ temporal lateral korteks ve serebellum metabolizmalarında ise artış eğilimi; saptanmıştır. Beyin bölgeleri arasındaki metabolik korelasyonlar incelendiğinde her bölgenin, karşı hemisfer homolog bölgesi ile aynı yönde korele olduğu görülmüştür. Çalışma verilerimize göre, sağlıklı erişkinlerde gösterilen korelasyonlarla kıyaslandığında konversiyon bozukluğu hastalarında; frontal lob ile oksipital lateral ve primer vizüel korteksler arasında ters yönde değil aynı yönde korelasyon saptanmış; serebellum ile sol SM korteks arasında aynı yönde korelasyon saptanmış; ACC ile sol SM korteks arasında beklenenin aksine korelasyon saptanmamıştır. Ayrıca ACC ile süperior parietal bölge ve serebellar bölge ile ters yönde değil aynı yönde korelasyon saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın bulguları, konversiyon bozukluğu hastalarının bölgesel beyin metabolik aktiviteleri ve bölgeler-arası korelasyonlarında ılımlı değişiklikler olduğuna işaret etmektedir. Bu alanda yapılmış çalışmaların az sayıda olması ve metodolojik kısıtlılıklar nedeniyle değişkenler arasındaki tespit edilen ilişkiler dikkatle yorumlanmalıdır. Bu bulguları doğrulayabilmek için konversiyon bozukluğunda, daha geniş ve homojen bir örneklemle yapılmış, kontrol grubu olan işlevsel nörogörüntüleme çalışmalarına ihtiyaç vardır.