Mahmut Ustaosmanoğlu'nun hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL BALKANLIOĞLU

Danışman: MUSTAFA AŞKAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Mahmut Ustaosmanoğlu, Nakşbendiyye tarikatının Hâlidiye koluna mensup bir şeyhtir. Etrafında toplanan cemaate de 1954-1996 yılları arasında imam olarak görev yaptığı, Fatih Çarşamba'daki İsmailağa Camii'ne nispetle İsmailağa Cemaati denilmiştir. Mahmut Ustaosmanoğlu, 1931'de Trabzon Of'ta doğmuş, Karadeniz Bölgesinde yoğun bir dinî ve ilmî ortamda, dönemin ve bölgenin önde gelen âlimlerinden iyi bir eğitim almıştır. Askerde iken tanıştığı, İstanbul'daki ilk Hâlidî Tekkesi'nin son şeyhi, aynı zamanda Osmanlı'nın fakihlerinden Ali Haydar Efendi'ye intisap etmiştir. 1954 yılında tadilatı yaptırılan İsmailağa Camii'ne, şeyhi Ali Haydar Efendi tarafından imam olarak görevlendirildikten sonra düzenli olarak Ali Haydar Efendi'den özel dersler almış, 1960 yılında Ali Haydar Efendi'nin vefat etmesiyle onun yerine geçmiştir. Tekkeyi kullanmak yerine görev yaptığı camide irşat görevini sürdürmüştür. Zorlu bir süreçten sonra etrafında büyük bir topluluk oluşmuştur. Kız ve erkeklerin aynı ortamda okumaları ve resmî okullarda verilen dinî eğitimi yeterli görmediği için resmî eğitime mesafeli yaklaşmış, görev yaptığı cami ve caminin çevresini, klasik Arapça ve Kur'an ilimlerinin öğretildiği bir ilim merkezine dönüştürmüştür. Kız ve erkekler için ayrı ayrı yerlerde açılan ve medrese diye adlandırılan kurslar Türkiye'nin bütün şehirlerine yayılmış, bu medreselerden birçok ilim adamı yetişmiştir. Kendisinin birçok Müslüman ilim adamı ile iyi ilişkileri olmuştur. Yazımı sürmekte olan bir tefsir kitabı başta olmak üzere Kur'an, tefsir, hadis ve tasavvuf ağırlıklı birçok eseri vardır. Müridlerinin sosyal ortamlarda, kadın ve erkeklerin farklı yerlerde oturmasına dikkat etmeleri, erkek müridlerinin sakallarını uzatması, başlarına sarık sarıp cübbe giymeleri, kadın müridlerinin de tesettür amacıyla çarşaf giymesi ile diğer dini cemaatlerden belirgin bir şekilde farklılık göstermektedir. Kendisi ve müridleri sohbetlerinde tasavvufla ilgili konulardan çok fıkıhla ilgili konuları ele almışlardır. Tasavvufî görüşlerinde, kendisinden önceki Nakşî geleneğe sıkı bir şekilde bağlılık göstermektedir.