Türkiye’de Çağdaşlaşma Sürecinde Bilginin Toplumsallaşması ve Bilgi Merkezleri


Prof. Dr. HAKAN ANAMERİÇ

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bilgi Ve Belge Yönetimi (Dr), Türkiye

Tez Danışmanı: Hatice Sekine Karakaş

Tezin Onay Tarihi: 2008

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Osmanlı Devleti de XIX. yüzyılın ikinci çeyreğinden yani Tanzimat Dönemi'nden itibaren Batı'ya doğru açılım ve aydınlanma dönemi içerisine girmiş, Tanzimat ve Islahat Fermanları, I. ve II. Meşrutiyet dönemleri ile Batı kültürü ve düşünce sistemi Osmanlı Türk toplumu içerisine de aktarılmaya çalışılmıştır. Ancak Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve askeri durum bu aydınlanma politikasını tam anlamıyla yerine getirememesine ve bu etkinin belirli bir zümre içerisine yerleşmesine neden olmuştur. Eğitimin özellikle askeri alana yönlendirilmesi, kaynakların yine bu alana göre hazırlanması, bilginin dar bir alana sıkışmasına ve halkın gereksinim duyduğu bilgilere erişememesine neden olmuş, edebiyat ve basının (gazete ve dergiler) çabaları da istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Cumhuriyet dönemi ile yeni bir gelişme ve ilerleme dönemine giren Türkiye Cumhuriyeti, ekonomik ve iktisadi alanlardaki öncelikli olan politikalarını yerine getirirken eğitim-öğretime de büyük ölçüde önem vermiş ve bu dönemde eğitimin her alanında önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Ancak savaşlar, ekonomik sıkıntılar, yanlış eğitim politikaları, dini görüşler, bilimsel ve yeni bilgi üretim yöntemlerinin kullanılamayışı gibi olumsuzluklar nedeniyle planlanan çalışmalar ve uygulamalar tam anlamıyla gerçekleştirilememiş veya yarım bırakılmıştır. Günümüz Türkiye'sinde ise bu olumsuzluklar ve alt yapı eksiklikleri nedeniyle toplumumuzun bilgiye duyduğu gereksinim, bu gereksinimin bilinci, bilgiye erişimi, bilgiyi kullanımı ve bilgi üretimi konularında nitelik ve nicelik açısından eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksiklikleri giderebilecek, hukuki, siyasi, ekonomik ve kültürel plan ve politikaların da eksikliği göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra toplumumuzun okuma alışkanlığı, eleştirel düşünme yeteneği, objektif yorumlama ve öğrenme isteği gibi konularda da sorunları olduğu görülmektedir.1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla Osmanlı Devleti ve Türk toplumu yeni bir dönem içerisine girmiştir. Bu dönem toplumu meydana getiren ve bireylerin devlet içerisindeki konumunu belirleyen ekonomik, toplumsal, siyasi, kültürel, bilimsel ve hukuksal yönlerden yeni bir yapılanma sürecine girildiği bir dönemi ifade etmektedir. Tanzimat Dönemi, her ne kadar siyasi ve hukuksal yönüyle ön plana çıkmış olsa da ilerleyen dönemlerde yukarıda ifade edilen alanlara da etkilemeye başlamıştır. Osmanlı toplumu bu dönemin getirdiği yeni birçok kavram ve sistem ile de tanışmıştır.Çalışmada bilginin üretimi ve aktarımı temel tartışma alanları çerçevesinde; Tanzimat döneminden başlayarak Cumhuriyet ve günümüze kadar olan süreç içerisinde bilimin ve bilimsel bilginin Avrupa ve Osmanlı Devleti içerisindeki bilimsel, sosyal, politik ve kültürel alanlara etkisi, toplum içerisindeki gelişimi, önemi ve kullanımı, bilginin toplumsallaşması sürecinde bilgi merkezleri ön planda tutularak; edebiyat, din, eğitim, matbaa ve kitle iletişimi gibi bilginin topluma aktarılma yolları ve yöntemleri karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Bunun yanı sıra Cumhuriyet döneminden itibaren günümüz Türkiye'sinde üretilen bilginin topluma hangi yol ve yöntemlerle aktarıldığı, toplumun bilgiye gereksinim durumu, bilgi gereksinimini karşılamak için hangi yol ve yöntemleri kullandığı, Türkiye'de bilgi üretiminin boyutları, bilgi üretim ve aktarımındaki sorunlar, bilgi merkezlerinin bilginin toplumsallaştırılmasındaki rolü gibi birçok konu bilgi üretim ve aktarım süreçlerinin temelini oluşturan eğitim - bilim - kültür ve siyaset temelinde ele alınmış uygun koşullar ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu açıklamalardan sonra çalışmanın temel amacı, bilginin sosyal, politik, ekonomik ve kültürel alanlardaki büyük başarılarından dolayı bir dünya görüşü halini alarak günlük hayatta bir yol gösterici niteliği kazanmış olmasından hareketle Türkiye'nin bilimsel ve teknik yönden ilerleyememesinin, Avrupa, Kuzey Amerika ve bazı Uzakdoğu ülkeleri kadar dünya bilimine katkıda bulunamamasının altında yatan, katma değerli bilgi üretimi ve üretilen bilginin geniş halk kitlelerine aktarılmasında yani bilginin toplumsallaştırılmasındaki olumsuzlukları Tanzimat'tan yani Çağdaşlaşma Dönemi'nden Cumhuriyet dönemine kadar olan tarihsel süreç içerisinde ele alarak ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra Türkiye'nin sözü edilen konuma gelebilmesi için gerekli olan strateji, planlama, program ve çözüm önerilerini bilgi merkezlerinin sözü edilen dönemden itibaren Türk toplumunun bilgilenmesinde ve çeşitli alanlarda üretilmiş bilginin halka aktarılmasında üstlendiği rol bağlamında ortaya koymaktır. Aynı zamanda Kütüphanecilik ve Enformasyon Bilimleri'nin disiplinler arası niteliğinden faydalanılarak, bilgi merkezlerinin gelişim süreçleri, üretilen bilginin toplumsallaştırılmasındaki rolü ve eğitim-öğretim sistemindeki yeri bilim tarihi ve felsefe bilimleriyle de ilişkilendirilerek irdelenmeye çalışılmıştır.