Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği Ve Uluslararası Ekonomik İliş. Anabilim Dalı, Türkiye
Tez Danışmanı: Çınar Özen
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
| Bu çalışmada Arap Ortadoğusu'ndaki gelişmelerin Türkiye- AB ilişkilerine etkisi incelenmiştir. Türkiye ve AB'nin Ortadoğu politikalarının yıllar içerisindeki seyri ele alınmış ve söz konusu politikaların çeşitli unsurlar üzerinden karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Bununla birlikte, Ortadoğu'daki gelişmelerin Türkiye'nin dış politikasına nasıl yansıdığı ve diğer taraftan Türkiye'nin AB ile olan ilişkisine etkisinin olup olmadığı tartışılırken, Soğuk Savaş sonrasından Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı'nın sonlandığı 2014'e kadarki dönem çalışmanın esas inceleme dönemi olarak belirlenmiştir. Türk dış politikasında en başından itibaren Avrupa ve Ortadoğu politikaları arasında bir etkileşim söz konusu olmuştur. Bu etkileşim birbirini bağlayan ve güçlendiren bir nitelik taşırken, belirli dönemlerde birbirinin önünü tıkayan, çatışan ve alternatifi haline getiren bir nitelik kazanmıştır. Çalışmada, bu etkileşimin dönemsel değişiklikleri belirleyen dinamikleri tespit edilip, söz konusu belirleyicilerin değişim nedenleri, yönleri ve etkileşimi analiz edilmektedir. Bu kapsamda, 2002-2005 yılları arasındaki dönem, Türkiye-AB ilişkilerinde 'altın çağ' olarak adlandırılmaktadır. Bunun nedeni 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından sürekli olarak AB yanlısı görüşlerin vurgulanması ve bu yönde bir politikanın geliştirilmesidir. 2005 sonrası bu tutum değişmiş, 2007 sonrası ise AB ile ilişkilerde bozulma ortaya çıkmış, ilişkiler gerilmiş ve hatta bir kırılma yaşanmıştır. Sonucunda hem Parti içerisinde hem Türk kamuoyunda artarak hissedilen bir Avrupa Şüpheciliği (Euroscepticism) başlamıştır. Esasen Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı olduğu 2009'dan itibaren iki aktörün Ortadoğu politikasında biçimsel ayrışmalar ve olgusal yorum farklılıkları iyice belirginleşmiş, Arap Baharı'nın ortaya çıkış ve evrilme sürecinde ise giderek derinleşen bir karşılıklı yabancılaşma başlamıştır. Türk dış politikası git gide Avrupa merkezli olmaktan çıkarak Ortadoğu merkezli bir yönelim kazanmıştır. | |||