PROSTETİK KALP KAPAĞI İLİŞKİLİ SUBKLİNİK İNTRAVASKÜLER HEMOLİZİN ENDOTEL VE KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE OLAN ETKİLERİ
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Çağdaş Özdöl
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Amaç: Mekanik prostetik kalp kapağı implantasyonu, ciddi ve semptomatik kapak
hastalığı tedavisinde uygulanan cerrahi bir tedavi yöntemdir. Kapak implantasyonu yapılan
hastalarda prostetik kapak fonksiyonlarının, klinik ve laboratuvar parametrelerinin düzenli
aralıklarla takibi büyük önem taşır. Kronik subklinik intravasküler hemoliz ise bu hasta
grubunda sıklıkla görülmekle beraber yönetimi ve uzun dönemde yol açtığı olumsuz sonuçlar
belirsizdir. Bu çalışmada, mekanik kapak takılmış olan hastalarda hemoliz varlığı ve ciddiyeti
ile endotel hasarına ve disfonksiyonuna bağlı olarak gelişebilen pulmoner hipertansiyon,
aterosklerotik vasküler olaylar gibi klinik olayların da sıklığını karşılaştırarak, subklinik
hemolizin kardiyovasküler etkilerinin saptanması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi’nde (Türkiye) gerçekleştirilen tek merkezli,
retrospektif kohort çalışmasında fonksiyonel mekanik protez kapağı olan hastalar
değerlendirilmiştir. Çalışmaya dahil edilme ve dışlama kriterlerine uygun olarak aortik ve/veya
mitral kapak replasmanı yapılan toplam 346 hasta dahil edilmiştir. Hastaların mekanik
intravasküler hemoliz (MİH) şiddeti kapak implantasyonu sonrasında takipler sırasında bakılan
serum laktat dehidrogenaz (LDH) düzeylerine göre değerlendirilmiş olup çalışma
popülasyonunun median takip LDH değerine (tLDH) göre ( 264,5 U/L) hemoliz olmayan/hafif
dereceli hemoliz (Grup 1) ve orta dereceli hemoliz (Grup 2) olarak gruplandırma yapılmıştır.
Çalışma hastaları, retrospektif takip süresince gelişen spesifik ve birleşik sonlanım noktaları
açısından değerlendirildi.
Bulgular: Çalışma hastalarının yaş ortalaması 57,5±12,5 olarak saptandı, çalışma
popülasyonu %65 oranında erkek hastalardan oluşuyordu. Koroner arter hastalığı (KAH) risk
faktörleri olan esansiyel arteriyal hipertansiyon, diabetes mellitus, sigara kullanımı, ailede KAH
öyküsü ve hiperlipidemi yönünden Grup I ve Grup II grupları arasında anlamlı bir farklılık
görülmedi. Hastaların ortalama takip süresi 9,4 yıl (±3,3 ) olarak görülmüştür. Çalışma
popülasyonunun %5,2'sinde (n=18) majör advers kardiyak olaylar (MACE) (ölümcül olmayan
serebrovasküler olay, miyokard infarktü, yeni gelişimli aritmi, kardiyovasküler nedenli ölüm
ve elektif koroner revaskülarizasyon bileşimi) gözlenmiştir. 122 hastada (%35,3) takip süresi
sırasında yeni gelişimli pulmoner hipertansiyon (PHT) saptanmıştır. MACE açısından
karşılaştırıldığında grup 1’de 1 olay meydana gelirken, grup 2’de 17 olay meydana gelmiştir
(p<0,001). MACE prediksiyonu açısından öne çıkan parametrelerin istatistiksel öneminin
belirlenmesi için lojistik regresyon metodu ile yapılan çok değişkenli analizde tLDH değerinin
2
≥ 265 olması istatistiksel olarak önemli derecede anlamlı olan tek değişken olarak görülmüştür
(OR = 37,18, %95 CI: 3,24-426,35, p=0,004).
Sonuç: Çalışma sonuçları, prostetik kalp kapağı hastalarında subklinik intravasküler
hemolizin MACE ve PHT gelişimi ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Rutin kinik pratikte
LDH düzeyi üzerinden değerlendirilebilen hemoliz şiddetinin değerlendirilmesi, bu hasta
grubunda prognostik bir faktör olabilir ve hastaların uygun yönetimine ve tedavisine yönelik
katkı sunabilir