Ftalatların In Vitro sistemler üzerinde toksik etkilerinin değerlendirilmesi


Arş. Gör. NAİLE MERVE GÜVEN AKSU

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Benay Can Eke

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Ftalatlar, plastiklerden kozmetik ve kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip, sürekli insan maruziyeti oluşturan endokrin bozucu kimyasallardır. Di-(2-etilhekzil) ftalat bu grupta yer almakta ve özellikle kadınlarda mukozal temas yoluyla maruziyet nedeniyle üreme sistemi açısından risk oluşturmaktadır. Bu tezin amacı, di-(2-etilhekzil) ftalatın insan serviks kanseri kökenli HeLa hücrelerinde oluşturduğu sitotoksik ve oksidatif stresle ilişkili etkileri incelemektir. Çalışmada, HeLa hücreleri 1-1000 μM aralığında di-(2-etilhekzil) ftalat konsantrasyonlarına maruz bırakılmış ve hücre canlılığı 3-(4,5-dimetiltiazol-2-il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür testi ile değerlendirilmiştir. Artan DEHP dozlarıyla birlikte hücre canlılığında belirgin azalma saptanmış; IC30 ve IC50 değerleri sırasıyla 11,40 μM ve 17,03 μM olarak hesaplanmıştır. Oksidatif stresin değerlendirilmesi için enzimatik antioksidanlar olan süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülmüş, non-enzimatik bir antioksidan olan glutatyonun düzeyleri, Sedlak ve Lindsay’in tanımladığı yöntem kullanılarak belirlenmiştir. Total antioksidan statü ve total oksidan statü ölçümleri ise Erel yöntemi ile yapılmıştır. Elde edilen bulgular, di-(2-etilhekzil) ftalat maruziyetinin oksidatif stres yanıtını seçici biçimde etkilediğini göstermiştir. Süperoksit dismutaz düzeyi, özellikle IC50 doz grubunda kontrolün yaklaşık beş katına yükselmiş ve istatistiksel olarak anlamlı artış kaydetmiştir (p=0,011). Bu artış, di-(2-etilhekzil) ftalatın hücre içi süperoksit radikali üretimini belirgin şekilde artırdığını ve güçlü bir hücresel savunma tepkisi oluşturduğunu düşündürmektedir. Buna karşılık, glutatyon düzeyleri, di-(2-etilhekzil) ftalat dozuna bağlı olarak belirgin biçimde azalmış ve IC50 doz grubunda anlamlı düşüş izlenmiştir (p=0,004). Bu azalma, artan oksidatif stres yükü altında glutatyon havuzunun detoksifikasyon için yoğun olarak tüketildiğine işaret etmektedir. Katalaz ve glutatyon peroksidaz düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik saptanmamıştır. Total antioksidan statü, total oksidan statü ve oksidatif stres indeksi değerleri gruplar arasında anlamlı farklılık göstermese de IC30 doz grubunda oksidan yükte artış eğilimi belirlenmiştir. Bu sonuçlar, di-(2-etilhekzil) ftalatın HeLa hücrelerinde özellikle süperoksit radikali aracılı bir oksidatif stres yanıtı oluşturduğunu ve redoks dengesini bozma potansiyeli taşıdığını gösteren öncü veriler sunmaktadır. İleri çalışmalar için farklı serviks hücre hatlarında, normal servikal epitelyal hücrelerde, daha uzun maruziyet sürelerinde ve di-(2-etilhekzil) ftalatın aktif metaboliti mono- (2-etilhekzil) ftalat ile karşılaştırmalı moleküler araştırmalar yapılması önerilmektedir.