Yabancı Sermayeyi Teşvik Mevzuatının Türk Yabancılar Hukuku Sistemi İçindeki Yeri ve Rolü


Prof. Dr. RİFAT ERTEN

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk, Türkiye

Tez Danışmanı: Doç.Dr. Tuğrul Arat

Tezin Onay Tarihi: 1996

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

 Gelişmiş ülkelerin, sanayileri için gerekli hammaddeleri sağlamak üzere sömürgelerde ve gelişmemiş ülkelerde giriştikleri faaliyetler ilk sermaye hareketleridir. Milliyetçilik hareketleri, ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmaları, sermayenin daha kârlı piyasalara girmek istemesi gibi nedenler, uluslararası sermaye hareketlerinin nitelik değiştirmesine neden olmuştur. Günümüzde yabancı sermaye, geri kalmış ve gelişmek isteyen ülkelerin tasarruf ve dış ticaret açıklarım kapayabilecek finans kaynağı olması yanında, istihdamı, teknoloji ve bilgi transferini sağlama, ihracatı ve dövizi müspet yönde etkileme gibi olumlu faktörleri içeren bir pakettir. Bu yüzden bir zamanlar sömürgeciliğin bir uzantısı olması nedeniyle ürkülen yabancı sermaye, artık, talep edilen, kendisine teşvikler tanınan bir kaynaktır. Yabancı sermaye, bir ülkenin karşılığını herhangi bir şekilde ödemek üzere başka ülke ekonomilerinden aldığı ve ekonomisine kısa vadede ekleyebildiği, ekonomik değeri olan maddî, gayri maddî değerlerden oluşan bir kaynak olarak tanımlanabilir. Bu tanım oldukça kapsamlı olup, konumuzu, yabancı sermayenin içleminde yer alan doğrudan özel sermaye transferleri oluşturmuştur. Yabancı sermaye Türkiye'ye ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu zamanında, kapitülasyonlar, 1838 Ticaret Anlaşması -ve aynı nitelikteki diğer anlaşmalar- ve son olarak Düyun-u Umumiye sayesinde gelmiş; ülkeyi adeta sömürge durumuna getirmiştir. Bunun etkisi 1954'e kadar sürmüştür. 1954'den sonra mevzuatta yapılan değişiklikler yabancı sermaye için cazip bir ortam oluşturmuşsa da, uygulama hukukî düzenlemelerle aynı paralelde olmamıştır. Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı Türk Yabancılar Hukuku sistemi içinde istisnaî hükümler içermektedir. İstisnaî nitelik, yabancı sermayenin, ülkeye gelmesini teşvik için sunulan birtakım kolaylıklardan kaynaklanmaktadır. 1980 sonrasında yabancı sermaye izinlerinde ve girişlerinde atılım denecek gelişmeler olmasına rağmen Türkiye, alabileceğinin çok altında bir meblâğ çekebilmektedir. Daha fazla yabancı sermaye çekebilmek için şunlar yapılmalıdır: - Her şeyden evvel siyasî, hukukî ve ekonomik istikrar sağlanmalıdır. -Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatında aranan "ekonomik gelişmeye yararlı olma" şartı başvurularda dikkatli şekilde değerlendirilmeli; teşebbüs faaliyete geçtikten sonra bu şartın varlığı tekrar inceleme konusu yapılmamalıdır. - İrlanda örneğinde görüldüğü gibi IDA benzeri bir kuruluş organize edilmelidir. Bu görev birtakım değişiklikler ile YSGM'ye verilebilir. - Yabancı sermayenin ürkülen yanı, kârını transfer etmesidir. Bunu gerekçesiz olarak engellemek imkansız olmakla birlikte, aynı sonuca teşviklerle ulaşılabilir. - Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatına göre yatırım yapacak kuruluşların taşınmaz edinmeleri mevcut mevzuata göre sınırlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili taşınmazları iktisap etmeleri hususunda kolaylık sağlanmalıdır. - Türkiye, AB'ne tam üye olma arzusundadır. Bilindiği gibi AB, malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını hedeflemektedir. Bu yüzden yabancı sermaye transferlerine ilişkin mevzuatın, tam üyelik sonrası için serbestleştirme yönünde şimdiden AB normlarıyla uyumlaştırılması da ayrı bir önem taşımaktadır. Uluslararası yatırımlara ilişkin iki ve çok taraflı anlaşmalar yabancı yatırımcı için bir güven teşkil etmektedir. Bu nedenle iki taraflı anlaşma sayısı artırılırken, MIGA ve ICSID'ın uygulanırlığı sağlanmalıdır.