Kitle ve siyaset: Kalabalıkların yönetimi


Dr. Öğr. Üyesi AHMET MURAT AYTAÇ

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Doç. Dr. Alev Özkazanç

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

İnsani varoluş hali her zaman bir arada varoluş hali olmuştur. Bu yüzden, insanlık durumuna yönelik ilginin en derin düzeyini ?Bir toplum nasıl kurulur??, ?Bir halk ne zaman halk olur?? gibi soruların sorulduğu düzey oluşturur. Esasında siyasal topluluğun varlık koşullarının soruşturulduğu bu düzey ontolojik bir nitelik taşır. İnsanların bir arada olmalarından meydana gelen kalabalıkların gücünü açığa çıkaracak egemenlik ve temsil formlarının araştırılması, bu çerçevede modern siyasetin klasik düşünürlerinin merkezi ilgisini oluşturmuştu. Ancak çözüm olarak geliştirdikleri imgelerin dayandığı ikiliklerin taşıdığı sınırlılıklar, yönetici güçleri bir arada varoluşu idareye devam edebilmek için daha incelikli ve teknik çözümlere yönelmek durumunda bırakmıştır. Ne var ki, kalabalıkların lider ve kitle arasındaki bağ üzerinden iktidar ilişkilerinin kapsamına indirgenmesi vasıtasıyla üretilen imgeler, bu sınırlılıkların daha da artmasıyla sonuçlanmıştır.Kalabalıkların gücünü açığa çıkaran bir söylemden, onun gücünü sınırlayıp denetim altına almaya çalışan bir söyleme geçişin etkilerini modern demokrasiyi devindiren imgelerden üçünü temel alarak rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz: insan, yurttaş ve seçmen. Bu imgeler, egemenlik ve temsil, lider ve kitle ilişkilerinin içerdiği ikiliklerin işlenmesi üzerinden siyasallaştırıldıkları oranda taşıdıkları potansiyelin sınırlarına ulaşmış ve temsili demokrasinin bunalımlarıyla özdeşleşmişlerdir. Söz konusu sınırlılıklar, yeni yönetim teknolojilerinin geliştirilmesiyle aşılabilir olmanın çok ötesinde bir derinliğe sahip oldukları için günümüz siyasal düşünüşünde ontolojik bir sorun olarak kendilerini tartışma gündemine sunmuşlardır. Bu yüzden, insan hakları, ulus devletler ve demokrasi sorunlarının tartışıldığı biyopolitika, imparatorluk ve popülizm gibi siyasal ontoloji tartışmaları, hep bu imgeleri açmaza sürükleyen ikiliklerin ötesine geçmenin imkânlarını açığa çıkarmaya odaklanmışlardır.Bu tartışmaların çalışmamızla kesiştiği noktada ortaya çıkan iki temel sonuç, burada vurgulanmayı özellikle hak etmektedir: 1) Siyaset, farklılıklara dayalı talepler ileri sürmenin ötesinde, farklılıklara rağmen bir arada var olmayı olanaklı kılacak imgeler üretme faaliyetidir. 2) Birliğini ortak imgeler üzerinden sağlayan toplumlar, farklı temsil biçimlerine dayansalar da ontolojik açıdan aynı zemini paylaşırlar. Bu durumda, demokratik rejimler demokratik olmayanlarla aynı kalabalık ve kitle imgelerine dayandıkları ölçüde, her zaman otoriter biçimlere geçiş yapmanın olanaklı olduğu kaygan bir zemin üzerinde var oluyor demektir. O halde, farklılıkların yarattığı çatışma potansiyellerine rağmen birliği kurgulamak ve kurulu birliklerin baskıcı yönetim tekniklerine tevessül etmemesini sağlamak günümüz demokrasilerinin önündeki iki büyük ödev olarak durmaktadır. Söz konusu ödevlerse, sadece siyasal sorunları en temelden, yani ontolojik düzeyden ele alan ve bu yaklaşımla uyumlu imgeler yaratan bir anlayıştan başka bir yaklaşımla yerine getirilemez gibi duruyor.