Diabetes mellitusa yatkınlık ile psikoza yatkınlık arasındaki ilişkinin incelenmesi


Saka M. C., Gümüş Akay G.

TÜBİTAK Projesi, 2013 - 2015

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Başlama Tarihi: Ocak 2013
  • Bitiş Tarihi: Nisan 2015

Proje Özeti

Şizofrenide obezite, diabetes mellitus (DM), dislipidemi, hipertansiyon ve bu bozukluklara bağlı olarak gelişen
kardiyovasküler hastalıklar genel popülasyona göre daha sıktır. Bu metabolik bozukluk grubunun şizofreni hastalarındaki
mortalite ve morbiditenin başta gelen nedenleri olduğu birçok çalışmayla gösterilmiştir. Şizofreninin negatif belirtilerinin sonucu
olan hareketsiz yaşam tarzının ve tedavide kullanılan antipsikotik ilaçların tip 2 DM ve dislipidemiye yatkınlığı yükselttiği bilinir;
ancak antipsikotik ilaç kullanmamış olan ya da ilk epizodundaki şizofreni hastalarında da tip 2 DM sıklığının ve insüline direnç
yaygınlığının görece yüksek bulunması, şizofreniye yatkınlık ile tip 2 DM’ye yatkınlık arasında daha temel bir ilişki olabileceğini
telkin etmektedir. Bunun yanı sıra, şizofreni hastalarınn birinci derece akrabalarında insüline direnç birden çok çalışmada
yüksek bulunmuştur. Bu çalışmalar küçük örneklemlerde yürütülmüş olsa bile, birbirlerinden bağımsız ve kontrollü olmaları
nedeniyle bulguları dikkate değer delillerdir. Bir başka delil, bu iki bozukluğa yatkınlıkla ilişkili olduğu ayrı çalışmalarla
gösterilmiş olan bazı genetik varyantların örtüşmesidir. Sonuç olarak, şizofreni hastalarında tip 2 DM yaygınlığının yüksekliğini,
şizofreni belirtileri ve antipsikotik ilaç yan etkilerinden başka, bu iki bozukluğun etyopatogenezinde rol oynayan moleküler
genetik yolakların bazılarının ortak olmasıyla açıklamak akla yatkındır.
Öte yandan, şizofreni ile tip 2 DM’nin ortak bir özellikleri, oluşumlarında rol oynayan genetik etmenlerin etki örüntüsüdür:
iki bozukluğun da kaltılabilirlikleri yüksek, kalıtım örüntüleri karmaşıktır; ikisi de etkileri değişken ama çoğu zaman küçük
genetik varyantların çevresel etmenlerle etkileşimi sonucunda ortaya çıkar; saha çalışmaları ikisinin de hafif formlarının klinik
dışı nüfusta yaygın olduğunu göstermiştir; ikisinin de subklinik belirti ve bulguları bazı kişilerde sabit bir seyir gösterirken bazı
kişilerde bozukluğun prodromu niteliğindedir; üstelik gene ikisinin de de subklinik formlarına klinik vakaların aile üyelerinde
daha sık rastlanır.
Subklinik formlar her iki bozukluk için patofizyolojiye yönelik çalışmalara önemli bir kaynak teşkil etmiştir. Çünkü kliniğe
başvuru biçimi, klinik tanının konduğu evre, tedavi etkileri ve yan etkileri gibi etmenler, kültürel özellikler ve tıbbi hizmet
olanaklarına bağlı olarak önemli ölçüde değişkenlik gösterebilir; üstelik patofizyolojiye yönelik çalışmalarda bulguların
yorumlanmasını güçleştirebilir.
Her iki bozukluğunda subklinik formları hastaların ailelerinde daha yaygın olduğuna göre, bünyevi (genetik) yatkınlığın
araştırılmasında hastaların yakın akrabalarının incelenmesi akla yatkındır. “Vaka” olmaya bağlı dolaylı ve dolaysız ara
değişkenlerin doğrudan kontrol edilmesi olanağını sağlayan, ayrıca subklinik formların yakalanması olasılığını yükselten bir
çalışma deseni, iki bozukluğa yatkınlığın ortak moleküler karşılıklarının araştırılmasında değerli veriler sağlayabilir. Tip 2 DM
yatkınlığı ile şizofreni yatkınlığının ortak moleküler karşılıklarını hastalarla birlikte hastaların akrabalarında araştıran bir çalışma
daha önce yapılmamıştır ve bu alandaki önemli boşluklardan biridir. Bu nedenle projemizin asıl amacı, iki bozukluğa yatkınlık
göstergelerinin genel popülasyondaki korelasyonunu ve şizofreni hastalarının kardeşlerindeki korelasyonun ailesinde şizofreni
anamnezi bulunmayan gruptaki korelasyondan büyük olup olmadığını araştırmaktır. Bu soru, şizofren kardeşleri ve genel
popülasyonda şizofreniye yatkınlık ile DM’ye yatkınlığın ilişkisini araştırarak iki hastalık arasındaki ilişkinin ilaçlardan bağımsız
olarak değerlendirilmesiyle yanıtlanacaktır.
Projemizin ikinci amacı ise bugüne dek toplanacak olan en büyük örneklemde olası ara değişkenleri de değerlendirerek
şizofreni hastaları, şizofreni hastalarının kardeşleri ile genel popülasyon arasında metabolik sendrom ölçütlerinin sıklığının
değerlendirilmesidir.
Projemizin üçüncü amacı ise DM’nin şizofreni hastaları, şizofreni hastalarının kardeşleri ile genel popülasyonda bilişsel
işlevler üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.
Projemizin dördüncü amacı şizofreninin farklı alt tiplerinde (eksiklik sendromu olan ve olmayan), DM ve metabolik
problemlerin görülme sıklığının belirlenmesidir.
Bu projenin sonuçları tip 2 DM ve şizofreni arasındaki ilişkiye ışık tutacak ve ortak etyopatogenezi araştıran geniş
örneklemli genetik çalışmalara temel oluşturacaktır.
Çalışmanın örneklemi halen yürütülmekte olan Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı destekli European Network of
National Schizophrenia Networks Studying Gene-Environment Interactions / Şizofrenide Gen Çevre Etkileşimi Çalışması için
Avrupa Şizofreni Ağı Dahilinde, Türkiye Şizofreni Ağı Aile Temelinde Gen Çevre Etkileşimi Çalışması Çok Merkezli,
Uluslararası, Müdahalesiz Laboratuvar Çalışması(EU-GEI) çalışmasından sağlanacak, araştırma asistanları tarafından klinik ve
nöropsikolojik değerlendirmeler uygulanacak ve DM ile ilişkili laboratuvar değerlendirmeleri gerçekleştirilecektir.