İntihar olasılığı ve cinsiyet: İletişim becerileri, cinsiyet rolleri, sosyal destek ve umutsuzluk açısından bir değerlendirme


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEMİL ONUR ARSEL

Danışman: AYŞEGÜL DURAK BATIGÜN

Özet:

İntihar davranışları pek çok ülkede yıllar içerisinde artış göstermekte ve günümüzde evrensel bir sorun olarak kabul edilmektedir. İstatistiklere bakıldığında, özellikle cinsiyetler arası farklılıklar dikkati çekmektedir. Fennig ve arkadaşları (2005) ise, kadınların daha sık intihar girişiminde bulunmalarına karşın, tamamlanmış intihar oranlarının erkeklerde daha yüksek olduğuna dikkatleri çekerek, her iki cinsiyet için de ayrı ayrı risk faktörlerinin belirlenmesinin, bu farklılığın neden kaynaklandığının açıklanmasında yardımcı olabileceğine değinmektedir. Ülkemizde de, son dönemde bu noktadan hareketle gerçekleştirilmiş bir çalışma mevcuttur (Batıgün, 2008). Bu çalışmada; ?yalnızlık?, ?umutsuzluk? ve ?hayata bağlılık? her iki cinsiyet için de ortak yordayıcılar olarak ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, kadınlarda ?besleyici tarz?ın eksikliği ve ?sosyal destek? alamama/almama; erkeklerde ise ?ketleyici tarz?ın fazlalığı ve ?düşük eğitim düzeyi? intihar olasılığının yordayıcıları olarak belirlenmiştir. Batıgün (2008) çalışmasında, intihar olasılığı ile cinsiyet arasındaki ilişkide farklı değişkenlerin rol oynadığını belirlemiş ve bu noktada kişilerarası ilişkilerde kullanılan tarz ile cinsiyet rolleri arasındaki ilişkilerin önemli olabileceği konusunu vurgulamıştır. Bu tezde de intihar olasılığı ve cinsiyet konusuna, önerildiği gibi cinsiyet rolleri değişkeni açısından da bakmak amaçlanmıştır. Kısacası, çalışmanın temel amacı, kadın ve erkeklerdeki intihar olasılığının yordanmasında, kişilerarası ilişki tarzları, cinsiyet rolleri, sosyal destek ve umutsuzluk değişkenlerinin nasıl bir farklılık gösterdiğinin belirlenmesidir. Ayrıca, ölçeklerden alınan puanların yaş ve eğitim gibi demografik değişkenler açısından nasıl farklılaştığının belirlenmesi de araştırmanın diğer bir amacıdır. Bu amaçla; 18-60 yaş arası 550 kişiye (280 erkek, 270 kadın) İntihar Olasılığı Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kişilerarası İlişki Tarzı Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri uygulanmıştır. Yapılan analizler bize; cinsiyet ve cinsiyet rolü bağlamında intihar olasılığı değerlendirildiğinde, kişilerarası ilişki tarzı ve algılanan sosyal desteğin en önemli ara değişkenler olarak karşımıza çıktığını göstermektedir. Cinsiyet rollerinin intihar olasılığı üzerindeki etkisi, kişilerarası ilişki tarzı ve algılanan sosyal destek ile birlikte anlamlı gibi görünmektedir. Erkeklerde gelir düzeyinin düşük olması ile birlikte ketleyici tarza sahip olmak ama besleyici tarzı kullanmamak (Beta= -.16, t= -2.77, p< .001); buna ek olarak da arkadaş ve aile desteğinin olmaması (ya da yetersiz olması), umutsuzluk ile birleşerek intihar olasılığını arttırıyor gibi görünmektedir. Kadınlarda ise, eğitim düzeyinin düşük olması ile birlikte cinsiyet rolüne uygun iletişim tarzı sergilememek (yani ketleyici tarza sahip olmak), düşük erkeksilik puanına sahip olmak ve arkadaş desteğinin olmaması yine umutsuzluk ile birleşerek intihar olasılığını arttırıyor gibi görünmektedir. Ayrıca, varyans analizi sonucunda; `belirsiz cinsiyet rolüne sahip bireylerin daha fazla intihar olasılığına sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuç bize; iletişim tarzı ve sosyal desteğin önemli ara değişkenler olmak şartı ile, ?belirsiz? cinsiyet rolünün intihar olasılığının yordayıcısı olabileceğini göstermektedir.AbstractSuicidal behavior has an increasing trend over the years in many countries and at the present time it is accepted as a universal problem. From a statistical point of view, there exist differences between genders regarding suicidal tendencies. Fennig et al (2005) states that although women attempt suicide more than men, percentage of completed suicides are higher for men than women. Hence they concluded that different risk parameters should be determined for men and women for a beter understanding of this discrepancy. There exists a recent similar study in Turkey (Batıgün, 2008). In this study, ?loneliness?, ?hopelessness? and ?love of life-living? were obtained as the common predictors for both genders. In addition to this, lack of ?nourishing style? and inability to get ?social support? for women; excess of ?poisining/inhibitting? style and ?low level of education? for men were determined as the main predictors for probability of committing suicide. Batıgün (2008) also stated that different variables exist for the relationship between suicide and gender, putting emphasis on interpersonal style and sex roles. In this study, the subject of suicide probability and sex is investigated from the standpoint of sex role variables as proposed. In short, the main goal of the thesis study is to determine how the variables of interpersonel relation styles, sex roles, social support and hopelessness affect the estimation of suicide probabilities for women and men. Besides, another aim of this study is to determine how the scores obtained from different scales vary in terms of demographical variables such as age and level of education. For this purpose; the Suicide Probability Scale, The Beck Hopelessness Scale, The Scale of İnterpersonal Styles, The Multidimensional Scale of Percieved Social Support and the Bem Sex Role Inventory were applied to 550 individuals between ages of 18 and 60 (280 men and 270 women). The statistical results reveal that interpersonal relation style and percieved social support are the most important variables in assessing suicide probability in terms of sex and sex role. The effect of sex role on suicide probability seems to be meaningful together with interpersonal relation style and percieved social support. For men, low level of income together with having an inhibiting but not nourishing style (Beta= -.16, t= -2.77, p< .001); in addition to this, absence (or inadequacy) of friend and family support seem to be increasing the suicide probability when combined with hopelessness. For women, low level of education together with inability to exhibit communication skills that are consistent with the sex role, having low masculinity score and absence of friend support seem to be increasing the suicide probability again when combined with hopelessness. Besides, from the variance analysis results it is observed that individuals with undifferentiated sex role have higher suicide probability. This result shows that undifferenciated sex role would be the predictor of suicide probability provided that interpersonal style and social support are major mediator variables.