Uluslararası finansal raporlama standartları ve muhasebe kalitesi: İMKB örneği


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İŞLETME ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET EMİN KARABAYIR

Danışman: ORHAN ÇELİK

Özet:

Finansal raporlama, işletme ile ilgili menfaat sahiplerinin bilgi ihtiyacını karşılayan temel kaynaktır. Türkiye'de kamuya hesap verme yükümlülüğü olan şirketler 2005 yılına kadar kural-bazlı olarak kabul edilen TDMS'ye göre finansal raporlama yapmışlar, 2005 yılından sonra ise Avrupa Birliği ile birlikte zorunlu olarak ilke-bazlı UFRS'ye göre raporlama yapmaya başlamışlardır. İki raporlama sistemi arasında gerek değerleme esasları açısından, gerekse muhasebe sisteminden elde edilen bilgiler açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların da finansal tabloların, kullanıcıların bilgi ihtiyacını karşılama bakımından farklı sonuçlar doğurması, dolayısıyla muhasebe kalitesini doğrudan etkilemesi kaçınılmazdır.Bu çalışmada 2005-2010 tarihleri arasında uygulanan UFRS'nin, 1997-2002 tarihleri arasında uygulanan TDMS'den daha kaliteli muhasebe bilgileri üretip üretmediği test edilmiştir. Çalışmada kâr yönetimi, kâr düzleştirmesi ve muhasebe bilgilerinin hisse senedi piyasalarına yansıma derecesi muhasebe kalitesinin temel ölçütleri olarak ele alınmıştır. Daha düşük kâr yönetimi ve kâr düzleştirmesi ile daha yüksek yansıma derecesi, daha yüksek muhasebe kalitesi demektir. Muhasebe kalitesi ölçütleri için de çeşitli temsilciler kullanılmıştır.Kâr yönetimi için kullanılan temsilci, yöneticilerin muhasebe sistemine müdahalesini ortaya çıkaran isteğe bağlı tahakkuklardır. İsteğe bağlı tahakkukların yüksekliği, kâr yönetimine işaret etmektedir. Kâr düzleştirmesi için kullanılan temsilciler ise, net kârdaki değişimlerin varyansı; net kârdaki değişimlerin varyansının nakit akışlarındaki değişimlerin varyansına oranı ve tahakkuklar ile nakit akışları arasındaki negatif korelasyondur. Net kârdaki değişimlerin varyansı ve net kârdaki değişimlerin varyansının nakit akışlarındaki değişimlerin varyansına oranının düşüklüğü ve tahakkuklar ile nakit akışları arasında daha fazla negatif korelasyon kâr düzleştirmesine işaret etmektedir. Son olarak, muhasebe bilgilerinin hisse senetlerine yansıma derecesi için kullanılan temsilciler de, hisse başına özsermaye defter değeri ve hisse başına net kâr rakamlarının hisse senedi fiyatını açıklama gücü ve hisse başına net kâr rakamı ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişkidir. Daha fazla yansıma derecesi ve daha fazla açıklama gücü, daha yüksek muhasebe kalitesi anlamına gelmektedir.Analizler sonucunda elde edilen bulgular, UFRS döneminde muhasebe kalitesinin arttığını göstermektedir. Ampirik sonuçlara göre, UFRS döneminde isteğe bağlı tahakkuklar önemli ölçüde azalmıştır. Net kârdaki değişimlerin varyansı azalmasına rağmen, bu varyansın nakit akışlarındaki değişimlerin varyansına oranı artmıştır. Bu durumun, UFRS döneminde tahakkuklarda meydana gelen düzleşme olduğu sonucuna varılmıştır. Tahakkuklar ile nakit akışları arasındaki korelasyon da UFRS döneminde TDMS dönemine göre daha az negatif olarak gerçekleşmiştir. Özsermaye defter değeri ve net kâr rakamlarının hisse senedi fiyatına yansıma derecesi UFRS döneminde daha yüksek çıkmıştır. Son olarak net kâr ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki, örneklem iyi haber (pozitif getiri) ve kötü haber (negatif getiri) olarak ayrı ayrı analize tabi tutularak ölçülmüştür. TDMS döneminde iyi haberler ile net kâr arasındaki ilişki UFRS dönemine göre daha yüksek çıkarken, UFRS döneminde kötü haberler ile net kâr arasındaki ilişki daha yüksek çıkmıştır. Bu durum da UFRS döneminde muhasebe kalitesinin arttığını göstermektedir.Sonuç olarak, muhasebe kalitesi için kullanılan altı temsilciden beş tanesi beklentiler doğrultusunda UFRS döneminde muhasebe kalitesinin arttığına işaret ederken, yalnızca bir tanesi TDMS döneminde muhasebe kalitesinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.